Yazı Detayı
04 Temmuz 2020 - Cumartesi 18:53 Bu yazı 63 kez okundu
 
Korkularımız , Çocuklarımız , Çaresizliğimiz
Fahriye Kiremit
femaxmedya@gmail.com
 
 

1950 , yıllarının sonuna doğruydu. . Yazıyoor , kaybolan Ayla’yı yazıyor, o yıllarda korku salan bir haberdi. Yalnızca , gazetelerde  bir şeyler yazılıyordu . Kayıp ilanları veriliyor küçük kız Ayla bulunamıyor. İlk  okul çağlarındaydım. Her gün ,aileler çocuklarını bin bir tembihle okula yollar. Gözlerini çocukların üzerinden ayırmazlar. Korku ve endişe duyarlardı. Zaman her şeyi unutturuyor. Çocuk aklımda yer etmişti. Ayla Ne oldu  bulundu mu gibi sorulara asla cevap bulamadım

 

 Altmışlı yıllarda televizyon hayatımıza girdi. Tek kanal da olsa dünyanın her yerinden haber almaya başladık.

 

Sonra Milenyum dediler , yıllara.  Çağ değişti teknoloji gelişti. Gizli kameralar, cep telefonları  DNA testleri gibi olayların çözüldüğü  bir noktaya geldik. Korku  filmlerinin baş artistleri olduk bir anda. Her  gün her dakika yürekler ağzımızda. Aldığımız her haber, korku tüneli gibi görüntüler ve minicik kalpler durmuş, Koca, koca adamlar kudurmuş .Yaşı önemli değil onlar için   ana babaların umudu üzerine titrediği gül yüzlü bebekleri soysuz karaktersizlerin elinde can vermiş.  Son günlerin   gündeminde.  Annelerin ,yüreklerinde yangın.  can yakıyor. İnsanların ciğerinı kirli tırnakları ile  tırmalıyor. Kör olası katil gözleri ürkütüyor.

 

İsyan etmekle elimize bir şey geçmiyor.  Canımıza tak dedirten çocuk ölümleri istismarlar. Bu kaçıncı  hangisini saymalı minik Ecrin, küçük kız Leyla  İkra nur  daha  pek çok yavrunun canına kast edenler serseri maymun gibi ortalarda dolaşıyor. Belaların  nerede ve nasıl ciğer parelerimizin canına  kıyacağını bilemiyoruz . Sonra da ah ile vah ile kanlı yaşlarla çaresiz kalıyoruz.

 

Ayla’nın kaybolduğu yıllara dönünce şimdiye kadar vahim kayıplar görülmüyor. Hala cevap bekleyen sorudur. Son yıllarda çocuk katilleri ,istismarcıları  çoğaldı.  Olaylar gündeme bomba gibi düşüyor  Artık ünlü ata sözündeki gibi babalara  bile güvenemiyoruz. Güvendiğimiz babalar bile zan altında olabiliyor. Bazen yasak ilişkilerin farkına varan sübyanlar, konuşur diye katlediliyor. Kimi zaman gözünü hırs bürümüş analık hislerinden yoksun acuzeler bile o minik canlara   kıyabiliypr.

 

Bu kadar ilerlemiş çağda bu  insanların beyinlerinde  bir terslik olmalı. Ruhları bataklıkta kalpleri hainlikte gelişmiş olmalı.

 

 Bu tür olaylar  eşrefi mahlukata yani insana yakışmıyor. Öyle de olmalı zaten.  Muhteşem  yaratılmış dünyaya gönderilen  şerefli mahluk yani insan kıymetini bilmeli değil mi ?  Yoksa bu insanlar şeytanın günümüzde görülen  askerleri mi ? Doğrusu yakışır bir sıfat bulamadım

 

Ve artık kaybolan  çocuklar , dere kenarlarında cesetler görmek istemiyoruz.  Bu acılar minik yavruların ailelerinin içini yaktığı hayattan kopardığı sevgilerini söyleyemediği okşayıp sevemediği  acılar, hepimizin  yüreğinde derin yaralar açıyor.  Hıçkırıklar boğazımızda düğüm, düğüm .Göz yaşlarımız kanlı akıyor.  Biz anlamıyoruz  neden minik   kalplere yaşama şansı verilmez .

 

 Korkularımız geleceğimizin teminatı çocuklarımız için

 

Kiremitten Damlalar

 
Etiketler: fahriye kiremit
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
Haber Yazılımı