Yazı Detayı
29 Kasım 2018 - Perşembe 09:54 Bu yazı 363 kez okundu
 
SERDENGEÇTİ
Tayfun CANSIZ
femaxmedya@gmail.com
 
 

BIRAKINIZ YAPSINLAR BIRAKINIZ GEÇSİNLER!

 

Başlık sizlere ekonomiyi hatırlatmış olabilir fakat ekonomi bilimi er kişinin anlatacağı uzmanlık gerektiren zor bir iş olduğundan haddimi bilerek uzak duruyorum. Ben bu söz üzerinden daha farklı bir noktaya değineceğim bugün. Toplum içinde toplumun sıkı bağlarını yenileyen kiminizin haberi olduğu, kiminizin haberi olduğu halde ne derece önemli olduğunun farkında olmadığı ve kiminde ben demekten öteye gidemediği için önemsemediği konu: Gönüllü Gençler…

 

 

Gönüllü;  Gönüllü, içinde bulunduğu toplulukta herhangi bir karşılık ya da çıkar beklemeksizin bir işi yapmayı kendiliğinden üstlenen kişidir. Bu tür kişiler genellikle bu tür aktivitede bulunan sivil toplum kuruluşlarında çalışırlar. Ancak birey olarak gönüllü aktivitelerinde bulunan kişiler de vardır. Google amcaya yazdığınızda karşınıza çıkacak bu tanım aslında görmeniz gereken manzarayı apaçık şekilde yansıtmaktadır. Bugün düşününki maddi durumu ve sağlığı yerinde olduğu halde çevresine aydınlık veremeyen insanların gitgide arttığı bir çağda yüksek öğrenim gören, kendi zorunlu ihtiyaçlarını karşılamakta bile zaman zaman zorlanan gençlerin söz konusu bir duyarlılık konusunda ne derece heyecanlı, atılgan ve alçakgönüllü olduklarına birçok şehirde şahit oldum. Doğu’nun en zor imkanları altında, büyük bir şehrin göçmen mahallelerinde, Karadeniz’in köylerinde onlarca yerde yüzlerce gencin içinde yaşadığı çevreyi nasıl sahiplendiğine son 5 yılda gözlerimle gördüm, görmeye de devam ediyorum. Var olsunlar! Olsunlar olmasına da bu gençlerin bu heyecanını söndüren farklı meslek gruplarında yetkili kişiler ne olsun ya da ne olmalı? Bir sorunu çözümlemek için kendini ortaya atan bu gençlere bu kişilerin engelleri nasıl sorulmalı? Özellikle son yıllarda yaşanılan birtakım olumsuz olayların neticesinde bu gönüllü çalışmaların güven duygusunun zedelenmesinden sonra ne derece zarar gördüğü apaçık ortadadır. Buna bağlı olarak toplumsal birlikteliğimizde de açılan yaralar genişlemektedir. Tamda durum böyleyken birileri balyoz şiddetinde konuya el atması gerekmektedir. Ben bu kişinin özellikle yaptığı açıklamalar ile kısa sürede gönüllere giren Sayın MEB Ziya Selçuk’un devreye girmesinden yanayım. Türkiye’de gönüllü çalışma yürüten gençlere sınırsız destek verecek atılımları attıracak öncü insan olabilir. Özellikle eğitim fakültesi öğrencilerine bu konularda teşvik edici çalışmalar başlatılması milletimiz adına faydalı olacaktır. Eğitimci adaylarının daha vicdanlı, empatisi gelişmiş, sorun çözücü görev adamlığı rolüne bürünmesine elzemle ihtiyaç vardır. Eğitimci toplumda lider olursa milletin kalkınma hızının da o derece gelişeceği inancındayım. Gönüllü gençlerin bir yetkilinin karşısına çıktığında kendini ispat etmesi gereksizliği ortadan kaldırılmalı, bırakınız çalışsınlar denilmeli yetkililere siz de sadece kontrolünü sağlayın denmesinin zamanı gelmiş geçiyor bile… Bu tarz çalışma yapan gençler devletin dikkatiyle takibe alınmalı kişiler hakkında doğru raporlar hazırlanmalı ve bu gençlerin devlet içinde yer edinmesi sağlanmalıdır. Düşünün ki elindeki kıt imkanı ile  çalışmalar yürüten gençler devlet dairelerinde hassasiyet ve çalışkanlıkları ile o devletin kurumlarının verimliğini ne derece artırır!

 

Devlet gençlerine güvenmeli, gençlerde devletinin gelişmesi için çalışmalı ve devlet bu gençleri kendi içinde istihdamını sağlamalı aksi takdirde bu iş için görevlendirilmiş basit insanların kusurlarından dolayı devlet bazı kurum ve kuruluşlarından eleştiri alır, bu kişilerin basiretsizliğinden yüzlerce faydalı genç kaybedilir sonuçta ise olan devletin kendisi olan millete olur. Düşmanları gün geçtikçe artan ülkemizin kurumlarının daha verimli olabilmesi adına bunlara dikkat edilmesini temenni ederim. Sözlerimi şu mısra ile bitirmek isterim:

 

Âmâlimiz efkârımız ikbâl-i vatandır      

 
Etiketler: SERDENGEÇTİ,
Yorumlar
Haber Yazılımı